Bir neferden imparatorluğun başmimarına: kubbeyi bir mühendislik meselesi, bir camiyi bir külliye olarak düşünen adam.
Sinan, Kayseri'ye bağlı Ağırnas köyünde dünyaya geldi; mimarlık serüveni burada değil, orduda başlayacaktı.
Devşirme yoluyla İstanbul'a getirilen genç Sinan, ocakta yetiştirilerek saray teşkilatına dahil edildi.
Orduyla çıktığı seferlerde köprü ve kale inşasında görev aldı; istihkam tecrübesi ileride kubbe hesaplarına dönüşecekti.
Ordudan edindiği mühendislik birikimiyle Osmanlı'nın başmimarı olarak atandı ve bu görevi yaklaşık yarım asır sürdürdü.
Başmimarlık döneminin ilk büyük dini yapısı; İstanbul'da genç bir ustanın ilk sınavı.
Kanuni Sultan Süleyman adına inşa edilen, tek bir camiden çok devasa bir külliye.
Kubbe mühendisliğinin sınırlarını zorlayan, UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan şaheseri.
Ayasofya'ya eklediği minareler ve destek duvarlarıyla yapının ayakta kalmasına katkı sağladı. Yetiştirdiği öğrenciler arasında, Sultanahmet Camii'nin mimarı Sedefkâr Mehmed Ağa da bulunur.